Utandıran hayvan hakları raporu

Utandıran hayvan hakları raporu

Hayvan Hakları İzleme Komitesi, 2016 yılı içinde hayvanlara yapılan kötü muammele ve hak ihlali konularında bir rapor hazırladı. Araştırmaya göre sadece geçen yıl 1 milyar 156 milyon hayvanın yaşam hakkı gasp edildi. Bazıları kasıtla, bazıları keyif için, kimi ise silahla, işkence ile zehirle öldürme olarak kayıtlara geçti. Raporun en dikkat çeken başlıklarından birisi ise işkence. Geçtiğimiz yıl en az 8 milyon 216 bin 506 işkence vakası rapor edildi. Rapora göre 2016’da Türkiye’de deneylerde kullanılıp atılan, öldürülen hayvan sayısı ise hala açıklanmadı. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın verilerine göre 2010-2015 yıllarında 1 milyon 412 bin 810 hayvan deneylerde kullanıldı. 2010-2014 yılları arasındaki 14 bin 57 kedi ve köpek de deneyde kullanılmak için barınaklardan alındı.

Kaynak: cnnturk.com

Kuş yumurtalarının şekilleri neden bu kadar farklı?

Kuş yumurtalarının şekilleri neden bu kadar farklı?

Bir çulluğun yumurtasının şekli damlaya, bir baykuşunki golf topuna ve bir sinek kuşununki ise şekere benzer. Yeni araştırma sayesinden artık bilim insanlarının bu çarpıcı çeşitlilik için ikna edici bir açıklaması var: Bir kuşun yumurta şekli, türünün ne kadar uçtuğuna bağlı olarak evrilmiş.

Princeton Üniversitesi’nden evrim biyolojisi uzmanı Mary Stoddard, uzun suredir yumurtalardaki çeşitliliğe hayran. Neyse ki, geçtiğimiz yüzyılda California, Berkeley’deki Omurgalı Zooloji Müzesi, 1400 türden binlerce yumurta kabuğunu bir araya getirdi ve bunların dijital fotoğraflarını çevrimiçi hale getirdi.

Stoddard ve arkadaşları, fotoğraflardan yumurtanın boyu, genişliği ve şeklini ölçen Eggxtractor adlı bir bilgisayar programı geliştirdiler. Ekip, yaklaşık 50.000 yumurtanın kusursuz küresel formdan ne kadar uzakta olduğunu, yani ne kadar sivri veya uzun olduğunu belirlemek için bu ölçümleri kullandı. Stoddard, aynı zamanda zarın özelliklerini ve içerdeki yavrudan gelen ne kadarlık basınca dayandığını matematiksel olarak gösterebilmek için Harvard Üniversitesi’nden fizikçi L. Mahadevan ve öğrencisi Ee Hou Yong ile çalıştı.

Daha sonra bu matematiksel modelleri, zarın sertliğini ve basıncı değiştirerek çeşitli yumurta şekilleri oluşturmak için kullandılar. Doğada gözlemlediğimiz yumurta şekillerinin çeşitliliğinin gerisinde de muhtemelen bu özelliklerdeki evrimsel değişiklikler yatıyor. Sadece bu model bile çeşitli alanlardan uzmanları heyecanlandırmaya yetti. Almanya Bonn Üniversitesin’den paleontolog Martin Sander’a göre tüm yumurta şekilleri için bir formülün olması çok etkileyici.

Stoddard ve meslektaşları ardından yumurta şekillerini 1000 kuş türünü içeren soy ağacıyla karşılaştırdılar. Bu karşılaştırma, her bir kuş grubunun karakteristik bir yumurta şekli olduğunu ortaya koydu. Peki bu yumurta şekli farklarının bir sebebi var mıydı?

Bin kuş türünün yumurta şekillerinin dağılımı. Yumurtalar hem asimetri hem de eliptiklik dereceleri açısından varyasyon gösteriyorlar.

Daha önceki çalışmalarda yuva türü, yuva konumu ya da bir kuluçkadaki yavru sayısı gibi özelliklerin yumurta şeklini etkilediği önerilmişti. Ama Stoddard ve ekibi yumurta şeklinin bu özelliklerle pek az ilişki gösterdiğini buldular.

Ekip daha sonra, bugüne kadar yumurta şekliyle ilişkilendirilmemiş bir başka özelliği, kuşların uçma yeteneğini inceledi. Özel olarak, kuşların kanat uzunluğunun genişliğine oranının yumurta şekline bir etki yaratıp yaratmadığını değerlendirdiler.

Şaşırtıcı biçimde, bir kuş türünün uçma yeteneğinin yumurta şeklini açıklamada önemli olabileceği ortaya çıktı!

Çulluk ve alk gibi iyi uçucu olan kuşlar, muhtemelen havada daha çok zaman geçirmek daha hafif ve sıkı olmayı gerektirdiği için daha uzun ve daha asimetrik (zeplin seklinde) yumurta bırakma eğilimindeler. Havada çok az ya da hiç vakit geçirmeyen pittagiller ve kemirgen gagalılar gibi tropikal kuşların ise daha küresel yumurtaları var.

Stoddard’a göre bunun nedeni, yuvarlak yumurta yumurtlamak için, uzun yumurtalara göre daha geniş bir pelvis (kalça) gerekiyor. Uçmayan kuşların kalçaları geniş olabiliyor. Ama zamanlarının çoğunu havada geçiren kuşlar, daha aerodinamik biçimli, daha hafif ve küçük iskelet yapısına sahip. Bunların kalçaları daha dar oluyor. Dolayısıyla bunların aerodinamik biçimli yumurta şekilleri pelvise sığacak şekilde evrildiler.

Bu yeni araştırmanın sonuçları sayesinde artık bir türün bir yumurtanın şekliyle ne kadar iyi olduğuyla ilgili genel tahminler yapmak mümkün. Stoddard, bu çalışmaların iki düzeyde önemli olduğunu söylüyor. Birincisi, yumurta şekli ve zarın oynadığı rolü anlamak. Bu sonuçlar, belki de daha dayanıklı yumurta yaratmaya yardım ederek yumurta endüstrisi için değerli olabilir. Fakat, sadece yumurta çeşitliliğinin bulmacasını çözmek bu başlı başına bir başarı. Stoddard, “Yumurta sadece favori bir kahvaltı yemeği değildir.” diyor. Modern kuşlarınkine benzeyen özelleşmiş bir yumurta, yavruların karada hayatta kalmalarını mümkün kıldı ve böylece omurgalı atalarımızın denizleri yaklaşık 360 milyon yıl önce terk etmesine izin verdi. Yumurtalar, aslında bir devrimi başlattılar.

Ilgili haber: http://www.sciencemag.org/news/2017/06/surprisingly-simple-explanation-s…

Ilgili makale: Mary Caswell Stoddard, Ee Hou Yong, Derya Akkaynak, Catherine Sheard, Joseph A. Tobias, L. Mahadevan, “Avian egg shape: Form, function, and evolution”, Science, 2017 DOI:10.1126/science.aaj1945

Kaynak: haber.sol.org.tr

Kargalar da geleceği planlayabiliyor

Kargalar da geleceği planlayabiliyor

Yeni bir makaleye göre kargaların geleceğe yatırım yapma, bunun için nefislerine hakim olma yetenekleri varmış. Bu basit bir içgüdüsel davranış değil, geleceği öngörme yeteneğine dayanıyor. Makalenin sonuçlarına göre planlama yeteneği hem insansılar hem de karga soyunca, bağımsız biçimde evrilmiş.

Planlama, yani geleceği öngörme ve hazırlık yapma yetenekleri insan hayatının ayrılmaz bir parçası. Peki başka hayvanlar da plan yapabiliyorlar mı?

Kırlangıçların müstakbel yavruları için yuva yaptıklarını ya da farelerin yemek depoladıklarını biliyoruz, ama bu davranışlar özünde içgüdüsel, genetik olarak kodlanmış hareketler. Esnek değiller, duruma göre değişemiyorlar, dolayısıyla gerçek bir planlama sayılmıyorlar.

İNSANSILAR PLANLAYABİLİYOR

Yaşayan en yakın akrabamız olan şempanze ve bonobolarda, yine bir büyük insansı türü olan orangutanlardaysa durum farklı. Bu türlerin geleceği öngörüp plan yapabildikleri yıllardır biliniyor. Yapılan deneylerde insansıların, gelecek saatlerdeki veya ertesi günkü ihtiyaçlarını -içgüdüsel olmayan biçimde- öngördükleri, ileride gerek duyacakları belli aletleri depoladıkları bulunmuştu.

Öte yandan maymunların aynı yeteneği gösteremediği de tespit edilmişti. Bu sonuçlar planlama davranışının, insan ve diğer büyük insansı türlerinin ortak atasında, muhtemelen 15-20 milyon yıl önce evrildiğine işaret ediyor.

…KARGALAR DA

Kargalar kuşlar aleminin en zeki mahlukları arasında. Kargaların, o an aç bile olsalar, ertesi sabah karınlarını doyurmak için yiyecek saklayabildikleri biliniyordu. Ama bu davranışın planlama yeteneğine mi işaret ettiği yoksa basit bir yiyecek saklama davranışı mı olduğu tartışmalıydı.

Science dergisinde yayımlanan yeni bir makalenin sonuçlarına bakılırsa, kargaların da geleceğe yatırım yapma yetenekleri varmış. Örneğin yapılan deneylerden birinde, evcil yetişmiş kargaların yiyecek almak için ileride kullanabilecekleri jetonları biriktirdikleri görüldü. Kargalar 17 saat sonrasında kullanacakları bir aletin değerini bilerek saklıyorlardı.

Ayrıca kargalar, 15 dakika sonra daha lezzetli bir yiyecek elde etmek uğruna, cazip bir yiyeceği o an yememeyi de tercih edebiliyor, insancası, nefslerine hakim olabiliyorlardı!

Deneylerde kullanılan 5 karganın başarı oranları, geçmişte benzer deneyler kapsamında test edilmiş şempanze, bonobo, orangutan ve 4 yaşında çocuklara ait verilerle karşılaştırıldı. İncelenen kargaların hem büyük insansılardan ve de çocuklardan daha üstün yetenekli olduğu görüldü. Elbette tüm kargaların aynı yetenekte olup olmadığı soru işareti.

Yine de birden fazla karganın planlama yapabilmesi, karga soyuna geleceği planlama yeteneğinin evrilmiş olduğu ikinci hayvan soyu -insansılarla birlikte- ünvanını kazandırdı. İnsan ve kargaların son orta atası 320 milyon yıl önce yaşamıştı. Bu ilkel sürüngenin planlama yeteneği olmayacağına göre, planlama yeteneği iki defa yakınsak biçimde evrilmiş olmalı.

Şempanze, karga, balina, hatta ahtapot gibi başka büyük beyinli hayvanlarda da insana mahsus zannedilen yeteneklerin keşfi, bilişsel yeteneklerin evrimini giderek daha iyi anlamamızı sağlıyor.

Çalışma İsveç’in Lund Üniversitesi’nde yürütülmüş.

İlgili makale: Kabadayi ve Osvath, 2017, “Ravens parallel great apes in flexible planning for tool-use and bartering”, Science, dx.doi.org/10.1126/science.aam8138

Kaynak: haber.sol.org.tr

Yavru deniz kaplumbağaları denize ulaşmaya başladı

Yavru deniz kaplumbağaları denize ulaşmaya başladı

Türkiye’de deniz kaplumbağalarının önemli yuvalama alanları arasında yer alan Mersin kumsallarında yavru çıkışları başladı.

Deniz kaplumbağalarının önemli yuvalama alanları arasında yer alan ve alınan tedbirlerle her geçen yıl yuva sayılarında artış yaşanan Mersin kumsallarında, bu yılın ilk yavruları yumurtadan çıkıp denize ulaşmaya başladı.

Kazanlı, Davultepe ve Alata kumsallarında mayıs ayından itibaren anaç kaplumbağalar tarafından bırakılan yumurtalar, kuluçka sürelerini tamamlamaya başladı.

Sezonun ilk yavru çıkışları Davultepe sahilinde gerçekleşti. Caretta caretta yavruları yuvadan çıkıp denize ulaşmak için büyük mücadele verirken, vatandaşlar da yavruların yaşam mücadelesini izleyip bu özel anlara tanıklık etti.

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Deniz Kaplumbağaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Serap Ergene, yavru çıkışlarının olduğu Davultepe sahilinde gazetecilere yaptığı açıklamada, yuvalardaki yaklaşık 1,5 aylık sürecin sonunda yavru çıkışlarına tanıklık etmeye başladıklarını belirterek, “Bugün ilk yavru çıkışı caretta caretta yuvasında oldu. Bu yuva mayısın son haftasında yapılmıştı.” dedi.

Kumsallarda artık daha dikkatli olunması gerektiğini anlatan Ergene, şöyle konuştu:

“Belediyeler tarafından kumsalda çöpler temizlenmeli. Özellikle pet şişeler ve poşetlere takılan yavrular hayatlarını kaybediyor. İnsanlar mutlaka yürürken dikkat etmeli çünkü sahilde yürürken yavrulara basabiliyorlar veya yuvaların üzerine eşyalarını bırakabiliyorlar. Bu nedenle yuva sıkışıyor ve yavruların yukarıya doğru çıkması engellenmiş oluyor. Balıkçıların da ağlarını yakın bölgelere atmamaları gerekiyor. Ayrıca kedi ve köpekler de yavruları yiyor. Bu nedenle evcil hayvanların bırakılmaması çok çok önemli.”

Prof. Dr. Ergene, Davultepe kumsalında şu an itibariyle 91 yuva olduğunu ancak net sayının dönemin sonunda belli olacağını aktararak, sahilde 9 bin civarında yavrunun denize ulaşmasını beklediklerini de sözlerine ekledi.

Kaynak haber7.com

12326